Teknoloji

Sosyal medya zorbalığını önlemek için neler yapılmalı?

Anonimlik ve erişim kolaylığı zorbalığı teşvik eder…

Sosyal medya araçlarında farklı şekillerde ortaya çıkan zorbalık, bireyler üzerinde geniş çaplı etkiler oluşturmaktadır. Elektronik ortamlarda en çok aşağılama, hakaret, tehdit, dışlama ve cinsiyetçilik şeklinde zorbalık türleri ile karşılaşıldığını belirten uzmanlar; Sosyal medyadaki kimlik belirsizliği ve erişim kolaylığının dışlanmayı, nefret söylemini ve saldırgan telaffuzları teşvik ettiğini belirtiyor. Herkesin zorbalığa maruz kalabileceğinin altını çizen Dr. Yıldız Deryaİlkoğlu Vural, “Kişi elektronik ortamlarda zorbalık türlerini öğrenerek korunmaya başlayabilir. Dikkat edilmesi gereken nokta, bireylerin zorbalık paylaşımlarının dolaşımına katkıda bulunmayı bırakmalarıdır.

Üsküdar Üniversitesi Bağlantı Fakültesi Yeni Medya ve Bağlantı Bölüm Başkanı Doç. Yıldız Deryaİlkoğlu Vural, sosyal medyada zorbalığın uygulanma biçimlerine ve zorbalığa uğrayan bireylerin özelliklerine değinerek, sosyal medya zorbalığıyla mücadele önerilerini paylaştı.

Sosyal medyada farklı şekillerde uygulandı

Doç. Yıldız Deryaİlkoğlu Vural, “Zorbalık, bireyler üzerinde büyük çaplı etkiler yaratıyor. Sosyal medya kanallarının kendine özgü yapısı, içsel kısıtlamalardan geçmeden toplumsal baskılar nedeniyle dile getirilemeyen niyetlerin etkileşimi ya da teşhir, linç ve iptal kültürünün iç içe geçmesi, bazı toplumsal normların ve maliyetlerin değişmesine neden oluyor. Elektronik ortamlarda alay etme, aşağılama, hakaret, tehdit, dışlama, yıpratma, cinsiyetçilik, linç, başkası adına hesap açma, kişileri karalama, dolaylı, ilişkisel veya sosyal zorbalığın günümüzde en yaygın biçimleriyle karşılaşılmaktadır. söz konusu.

Otorite karşısında fikirlerini ifade edemezler.

Doç. Yıldız Deryaİlkoğlu Vural, sosyal medyada yer alan ve siber zorbalık olarak adlandırılan bu zorbalığın en değerli faktörlerinden birinin medyanın anonimliği, disinhibisyon olduğunu belirtmektedir ( ezilenlerin ifadesi) ve kolay erişim özelliklerine sahip olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bireyler bir grup içindeyken, kendi kısıtlamalarına hakim olduklarında ve sözcüklerini dikkatli seçtiklerinde, öz farkındalıklarını ve sorumluluklarını azaltırlar, normalde yapmayacakları eylemleri ve telaffuzları yaparlar, daha rahat davranırlar ve dayatmazlar. kendi üzerlerinde sınırlar. Öte yandan bireyler, günlük hayattan farklı olarak karşısındaki kişiyi etkilemek ve ikna etmek için sosyal medya kanallarında performans göstermekte ve profillerini bir vitrine dönüştürerek sanal kimliklerini oluşturmaktadır. Günlük yaşamda bir otoritenin huzurunda gerçek düşüncelerini ifade etmekten kaçınan bireyler, otoritenin bulunduğu sosyal medya mecralarında karşısındaki kişinin statüsünü düşünmeden istediklerini dile getirerek bu akran ilişkisi biçimiyle kendi sanal kimliklerini oluşturmaktadırlar. minimize edilir. Araştırmalar, sosyal medyadaki muğlaklığın, çekingenliğin ve erişim kolaylığının kaba, saldırgan küfürleri, daha az olumlu yorumları, dışlamayı ve fanatik nefret söylemi içeriğini teşvik ettiğini gösteriyor. Diğer faktörler ise eşzamansızlık ve siber mağduriyet.”

Siber zorbalık ve siber mağduriyet arasında bir ilişki vardır.

Bireylerin günlük hayatta iletişim kurarken yüz yüze anında tepkiler verdiklerini, sosyal medya kanallarında karşılaştıkları bir mesaja dakikalar ya da saatler sonra geri bildirimde bulunabildiklerini belirten Doç. Yıldız Deryaİlkoğlu Vural, “Mesajlarda, mesajlarda ve telaffuzlarda senkronize bir zaman dilimi kullanmamak, zorbanın empati kurma, pişmanlık duyma ve geri bildirimlere anında yanıt verme şansını azaltır. Siber zorbalık ve siber mağduriyet arasında organik bir bağlantı vardır. Bireyler elektronik ortamlarda başkalarına zarar verme eğilimi gösterebilirler. Özellikle düşmanca duyguları aktarma ve intikam alma duygusu baskın olan bireyler, sanal ortamda saldırgan ve yönlendirici davranışlar sergileyerek üstünlük ihtiyaçlarını gidermeye çalışabilirler. Bu ortamda zorbalığın görünmez olması ya da zorbanın davranışlarının sonuçlarının farkında olmaması da disinhibisyon etkisini artırmaktadır.” söz konusu.

Homojen bir yapıya sahip değillerdir.

Sosyal medya kullanıcılarının homojen bir yapıya sahip olmadığının altını çizen Doç. Yıldız Derya Birioğlu Vural, “Sosyal medya kullanıcıları mecranın olumlu ya da olumsuz iki farklı özelliğinin bariz olduğunu apaçık ortaya koyuyor. Olumlu bir özellik olarak paylaşım, katılımcı kültürün yayılmasına ve mesajların hızlı bir şekilde iletilmesine, insanlara hızlı bir şekilde ulaşılmasına ve örgütsel alan ve demokratik bir ortam yaratılmasına katkıda bulunur. Özellikle kriz ve afet zamanlarında yerel bilgilerin, uyumluluk bilgilerinin, uyarıların, değerli bilgilerin ve tavsiyelerin aktarılmasında çok etkilidir. Olumsuz bir özellik olarak, paylaşılan bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği konusunda kafa karışıklığı, gözlemsel seçim uygulamalarının yaygınlığı, insan karalama tekniklerinin sık kullanılması, doğrulama veya doğrulama araçlarının etkin kullanılmaması, mesajların sorgulanmaması bilgi/ mesaj enflasyonu Bireylerin sosyal medyadaki davranış kalıpları ile beş faktör kişilik modeli (dışadönüklük, nevrotiklik, deneyime açıklık, uyumluluk, özdenetim) arasında bir bağlantı olsa da, tüm paylaşımları bu modelle açıklamak doğru ve yeterli değildir. ” dedi.

Zorbalık türleri öğrenilerek koruma sağlanabilir

Öncelikle elektronik ortamdaki zorbalık türlerini öğrenerek korunmaya başlanabileceğini belirten Doç. Yıldız Deryaİlkoğlu Vural, “Zorbalığın sınırları çizilirse korunma yolları belirlenebilir. ‘Benim çevremde olmuyor, benim başıma gelmiyor’ niyetinden kurtulmakta fayda var. Herkes zorbalığa uğrayabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bireylerin zorbalık paylaşımlarının dolaşımına katkıda bulunmayı bırakmalarıdır. Paylaşımların trafiği arttıkça izleyici artacak ve zorbalık hareketi normalleşip yasallaşacaktır. Unutulmamalıdır ki elektronik ortamlarda zorbalık sadece fail ile mağdur arasında gelişen bir durum olmayıp geniş bir izleyici kitlesine sahiptir ve bu nedenle ruhsal yönden depresyon, korku, boyun eğici tavır, öfke, öfke gibi olumsuz etkilere sahiptir. özgüven kaybı.” söz konusu.

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu